3 Ekim 2009 Cumartesi
20 Eylül 2009 Pazar
DURMUŞ SÜT MAVİ GECESİNE...
Benim savaşım yıllarca sonra
Dilden dile gezecek
Şen olsun,karanlık gerdeğinde
Dişisinden erkekçe tad alan böcek..
Bir tohum atılmış toprağa Adem’den
Sabırsız ve ürkek
Durmuş,süt mavi gecesine yazların
Bağlı karaların en kabasına
En incesine beyazların
Bir nemli sevda içinde sevinçli
Ergeç boy verecek.
Bir şarkı söyleyin ne olur, kızlar
Uzun ve gerçek.
Bütün düşündüklerim aklımda kalsın,
Parmaklarımın telaşlı hasretiyle
Şimdi bir ıssız kasabanın
Bir odasında ,kendince,ışıksız,
Yavan,hazırlıksız ve çoook uzak
Bir gece geçecek...
Turgut Uyar - (Arz-hal ve sonrası’ndan)
Benim savaşım yıllarca sonra
Dilden dile gezecek
Şen olsun,karanlık gerdeğinde
Dişisinden erkekçe tad alan böcek..
Bir tohum atılmış toprağa Adem’den
Sabırsız ve ürkek
Durmuş,süt mavi gecesine yazların
Bağlı karaların en kabasına
En incesine beyazların
Bir nemli sevda içinde sevinçli
Ergeç boy verecek.
Bir şarkı söyleyin ne olur, kızlar
Uzun ve gerçek.
Bütün düşündüklerim aklımda kalsın,
Parmaklarımın telaşlı hasretiyle
Şimdi bir ıssız kasabanın
Bir odasında ,kendince,ışıksız,
Yavan,hazırlıksız ve çoook uzak
Bir gece geçecek...
Turgut Uyar - (Arz-hal ve sonrası’ndan)
16 Eylül 2009 Çarşamba
Sen Bir Kuştun
Çok Uçmuş, Yorulmuştun
Bense Kıştım, Her Şeyden Bıkmıştım
Sen Güneştin
Ben Biraz Sonbahar
Bak, Haber Vermeden Gidiyor Yolcular
Her Gün Bir Parçamız Kopar Yolculuk Boyunca
Her Gün Bir Parçamız Kopar Ama Seninki Çok Büyük
Sen Bir Sistin
Bense Biraz Pus
İkimiz Kaldık, Yok Başka Çaremiz
Sen Denizdin
Ben İçindeki Tuz
İkimiz Kaldık, Bitiyor Yolumuz
Her Gün Bir Parçamız Kopar Yolculuk Boyunca
Her Gün Bir Parçamız Kopar Ama Seninki Çok Büyük
Çok Uçmuş, Yorulmuştun
Bense Kıştım, Her Şeyden Bıkmıştım
Sen Güneştin
Ben Biraz Sonbahar
Bak, Haber Vermeden Gidiyor Yolcular
Her Gün Bir Parçamız Kopar Yolculuk Boyunca
Her Gün Bir Parçamız Kopar Ama Seninki Çok Büyük
Sen Bir Sistin
Bense Biraz Pus
İkimiz Kaldık, Yok Başka Çaremiz
Sen Denizdin
Ben İçindeki Tuz
İkimiz Kaldık, Bitiyor Yolumuz
Her Gün Bir Parçamız Kopar Yolculuk Boyunca
Her Gün Bir Parçamız Kopar Ama Seninki Çok Büyük
12 Eylül 2009 Cumartesi
11 Eylül 2009 Cuma
Geyikli gece
halbuki korkulacak hiç bir sey yoktu ortalikta
hersey naylondandi o kadar
ve ölünce bes on bin birden ölüyorduk günese karsi.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yesil ve yabani uzak ormanlarda
günesin asfalt sonlarinda batmasiyla agirdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan topragi sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dislilerden
ve büyük sehirlerden
gizleyerek yahut dögüserek
geyikli geceyi kurtardik
evet kimsesizdik ama umudumuz vardi
üç ev görsek bir sehir saniyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklimiza
caddelerde gezmekten hoslaniyorduk aksamlari
kadinlarin kocalarini aramasini seviyorduk
sonra sarap içiyorduk kirmizi yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkasi agaç
ayaginin suya degdigi yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarinda soguk ayisigi"
ister istemez asklari hatirlatir
eskiden güzel kadinlar ve asklar olmus
simdi de var biliyorum
bir seviniyorum düsündükçe bilseniz
daglarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir sey umurumda degil diyorum
asktan ve umuttan baska
bir anda üç kadeh ve üç yeni sarki
bellegimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler isitamaz yanini yöresini
örnegin manastir'da oturur içerdik iki kisi
ya da yatakta sevisirdik bir kadin bir erkek
öpüslerimiz gitgide isinirdi
koltukaltlarimiz gitgide tatli gelirdi
geyikli gecenin karanliginda
aldatildigimiz önemli degildi yoksa
herkesin unuttugunu biz hatirlamasak
gümüs semaverleri ve eski seyleri
salt yadsimak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz basta ve sonda ayri ayriysa
basta ve sonda ayri ayri oldugumuzdandi
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlariniz terlerdi heyecandan
bir bakiyorduk aksam oluyordu kaldirimlarda
kesme avizelerde ve çiplak kadin omuzlarinda
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizligimiz böylesine kolaydi iste
hüznümüzü büyük seylerden sanirsaniz yanilirsiniz
örnegin üç bardak sarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam biçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyigin gözleri piril piril gecede
imdat atesleri gibi ürkek telasli
sultan hançerleri gibi ayisiginda
bir yaninda üstüste üstüste kayalar
öbür yaninda ben"
ama siz zavallisiniz ben de zavalliyim
eskimis seylerle avunamiyoruz
domino taslari ve soguk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabanci kalabalik
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçlari kefilleri ve bonolari unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çikiyorum
oturup esmer bir kadini kendim için yikiyorum
iyice kurulamiyorum saçlarini
bir bardak sarabi kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hisirtili
geyikli geceye geçiyorum"
uzanip kendi yanaklarimdan öpüyorum.
Turgut Uyar
halbuki korkulacak hiç bir sey yoktu ortalikta
hersey naylondandi o kadar
ve ölünce bes on bin birden ölüyorduk günese karsi.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yesil ve yabani uzak ormanlarda
günesin asfalt sonlarinda batmasiyla agirdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan topragi sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dislilerden
ve büyük sehirlerden
gizleyerek yahut dögüserek
geyikli geceyi kurtardik
evet kimsesizdik ama umudumuz vardi
üç ev görsek bir sehir saniyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklimiza
caddelerde gezmekten hoslaniyorduk aksamlari
kadinlarin kocalarini aramasini seviyorduk
sonra sarap içiyorduk kirmizi yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkasi agaç
ayaginin suya degdigi yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarinda soguk ayisigi"
ister istemez asklari hatirlatir
eskiden güzel kadinlar ve asklar olmus
simdi de var biliyorum
bir seviniyorum düsündükçe bilseniz
daglarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir sey umurumda degil diyorum
asktan ve umuttan baska
bir anda üç kadeh ve üç yeni sarki
bellegimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler isitamaz yanini yöresini
örnegin manastir'da oturur içerdik iki kisi
ya da yatakta sevisirdik bir kadin bir erkek
öpüslerimiz gitgide isinirdi
koltukaltlarimiz gitgide tatli gelirdi
geyikli gecenin karanliginda
aldatildigimiz önemli degildi yoksa
herkesin unuttugunu biz hatirlamasak
gümüs semaverleri ve eski seyleri
salt yadsimak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz basta ve sonda ayri ayriysa
basta ve sonda ayri ayri oldugumuzdandi
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlariniz terlerdi heyecandan
bir bakiyorduk aksam oluyordu kaldirimlarda
kesme avizelerde ve çiplak kadin omuzlarinda
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizligimiz böylesine kolaydi iste
hüznümüzü büyük seylerden sanirsaniz yanilirsiniz
örnegin üç bardak sarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam biçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyigin gözleri piril piril gecede
imdat atesleri gibi ürkek telasli
sultan hançerleri gibi ayisiginda
bir yaninda üstüste üstüste kayalar
öbür yaninda ben"
ama siz zavallisiniz ben de zavalliyim
eskimis seylerle avunamiyoruz
domino taslari ve soguk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabanci kalabalik
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçlari kefilleri ve bonolari unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çikiyorum
oturup esmer bir kadini kendim için yikiyorum
iyice kurulamiyorum saçlarini
bir bardak sarabi kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hisirtili
geyikli geceye geçiyorum"
uzanip kendi yanaklarimdan öpüyorum.
Turgut Uyar
Buz Mavisi
Her ilkimiz sonumdu aslında
Her evetin, bir hayır
Belki de ,
İçimdeki güldü yanlışım
dikenleri kanayan
Sesindeki o karanlığı gösterme bana,
Ki zaten senin içindeyim
Ve çıkışım bir gecedir
bembeyaz duvaklı,
Bütün istediğim
mor denizlerinde uçmak
ya da bir uçurumun kenarında
Tanrıya yakın olmak
hiç değildi
Sadece dokunmak karasına teninin
kor ateşlerde,
ellerim
buz mavisi…..
MURAtD.
Her ilkimiz sonumdu aslında
Her evetin, bir hayır
Belki de ,
İçimdeki güldü yanlışım
dikenleri kanayan
Sesindeki o karanlığı gösterme bana,
Ki zaten senin içindeyim
Ve çıkışım bir gecedir
bembeyaz duvaklı,
Bütün istediğim
mor denizlerinde uçmak
ya da bir uçurumun kenarında
Tanrıya yakın olmak
hiç değildi
Sadece dokunmak karasına teninin
kor ateşlerde,
ellerim
buz mavisi…..
MURAtD.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
